28 Eylül 2008 Pazar

Ailede Beş S Kuralı

Ailede Beş S Kuralı

Ailesindeki uyumlu beraberliğin sırrını ‘beş S birliği’ adıyla formüle eden Mehmet Paksu, bu formülü şöyle anlatıyor:
1. Sofra birliği: Aile günde en az bir defa sofrada bir araya gelmeli. Çocuklar itişip kakışsa da bu önemlidir.
2. Seccade birliği: Ailedeki herkes namazlarını kılmalı. Dini yaşamada ayrılıklar varsa ailede sorunlar çıkar.
3. Seyahat birliği: Aile fertleri birlikte dışarıda vakit geçirebilmeli. Ebeveynler çocuklarla beraber dışarıda herkesin sevdiği şeyleri yapabilmeli.
4. Sayfa birliği: Evde herkesin kitap okuma alışkanlığı olmalı. Evde TV olmayınca çocuklar ders çalıştıktan sonra bizim gibi kitap okumaya alıştı. Doğal bir okuma faaliyetimiz var.
5. Sevgi birliği: Bu dört S birliği oluştuktan sonra sevgi birliği zaten kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Fatma Hanım ise “Allah(cc) yürü dedi, yürüdük. Allah (cc) yürü demese kim ne yapabilir?” diyor. Allah da korudu bizi. Birimiz bin oldu. Allah bereket verdi. Kazancımız arttı. Birikimlerimizle aldığımız mülkler zamanla değerlendi. Allah nasip ediyor. Bu hizmetin bereketidir bu. Verdikçe çoğalıyor üstelik. İmkanı olan herkesin bu değirmene elindeki suyu dökmesi lazım. Önemli olan az ya da çok olması değil samimiyet ve ihlastır. Çünkü, verdikçe eksilmiyor, artıyor.
- Allahü Azimüşşan, Adem Aleyhisselam’ı topraktan yarattığında bedenine önce aklı koydu. Akıllı bir adam oldu. Sonra öfkeyi yarattı, ona da Adem’in bedenine girmesini emretti. Öfke:
- Ben dedi Adem’in bedenine giremem. Çünkü orada akıl vardır! Akılla ikimiz bir yerde asla duramayız!.. Buyurdu ki:
- Ey öfke! Sen Adem’in bedenine doğru yönel. Akıl senin geldiğini görünce hemen çıkıp gider, kendi yerini sana bırakır. Böylece sen de akılsız kalan Adem’in bedeninde istediğin akıl dışı işleri icra edersin... Ebu Müslim burada der ki: - İşte biz hanımla bu konuda anlaştık, dedik ki; mademki insana öfke gelince akıl çıkıp gidiyor, insan öfkeli anında akılsızın biri oluyor, yani delinin ta kendisi haline geliyor. Öyle ise evde kim öfkelenirse sanki o an o delidir. Deliye karşı ise bir veli lazımdır. Ben öfkelenirsem hemen farkına varacaksın, sabır gösterip ters cevap vermeyecek, veli rolüne gireceksin. Çünkü ben o an deli sayıldığımdan ‘deli adamdan her şey beklenir’ diyerek veli sabrını göstereceksin. Öfkem gidip de aklım başıma gelinceye kadar bir deliye bir veli rolünü sürdüreceksin...
“Görünüşte ateş, tencerenin altındadır; ama anlam bakımından ateş, tencerenin canının içindedir. Görünüşü dışarıdadır, anlamıysa içeride; can sevgilisinin anlamı, kan gibi damarların içindedir.” (Hz. Mevlana - Mesnevi)
Haşere; temiz olmayan, sahipsiz yerlere dadanır.

Renk Terapisi

Renk Terapisi

Alternatif terapi tekniklerinden birisi olan renk terapisi, renk gözlüğü kullanılıp, kişinin problemine göre değişik renkte filtreler takılarak yapılan bir yöntemdir. Özellikle aşırı stres, uykusuzluk, gerginlik ve çeşitli beden ağrıları gibi sorunlarda 10 gün üst üstte uygulanır. Renk terapisinde kullanılan renklerin bireye etkilerinin farklı olduğu belirtilmektedir.
Kırmızı, sahip olduğu yoğun enerji sebebiyle bireyin bedenine enerji ve canlılık veren bir ışındır. İntikam, kin, öfke ve aşk duygularını da harekete geçirebilir.
Turuncu, neşenin ve bilgeliğin rengidir. İnsanlardaki sosyalleşme duyguları, turuncu yardımıyla faaliyete geçer.
Mavi, sezgilerin güçlendirilmesi ve üzüntü duygusunun giderilmesi için çok uygun bir renktir.
Lacivert ise ruhsal ve bedensel rahatsızlıkların giderilmesinde önemli bir renktir.
Mor da vücudun iskelet yapısını etkiler. Kanser türlerinin tedavisinde kullanılabilir.